OSMANLI- KARAMANOĞLU MÜNASEBETLERİ
Alâüddin Ali Bey (1357-1398): Halil Beyin oğludur. Tarihi olaylara nazaran cesur, azimli, mücadeleci bir hükümdardır. Karaman-oğullarının , Osmanlılarla olan münasebetleri ilk defa 1361’de başlamıştır. Alâüddin Ali Bey 1370 yılından önce Osmanlı hükümdarı Murad Hüdavendigâr’ın kızı Melek Hatun (Nefise Sultan) ile evlenmiştir. Bu evlilik Osmanlılarla Karamanlılar arasında bir barış dönemi yaşanmasına vesile olmuş ise de bu durum fazla devam etmemiş, Osmanlıların Anadolu’ya yayılarak Karaman hudutlarına dayanmaları Alâüddin Ali Bey’in endişe ile karışık düşmanlığına sebep olmuştur. Çünkü Osmanlilar, Germiyan-oglu topraklarinin bir kısmını çeyiz olarak, Hamid-ogullarinin bir kısım toprağını ise satın almak suretiyle topraklarina katmışlardır. Bu şekilde bir anda Osmanlilar ile hem-hudut olan Alâüddin Ali Bey, Beyşehri’ ne saldırmış ve bunun neticesi olarak ilk defa Osmanlılar ile savaşa sebebiyet vermiştir. Rumeli’den Anadolu’ya geçen I. Murad, güçlü bir orduyla Karaman üzerine yürümüş, Karaman-oğlunu mağlub ederek, Konya’da muhasara altına almışsa da, kızı Melek Hatun’ un ricası ile sulh yapılmıştır (1386).
Karaman-oğlu Alâüddin Ali Bey, I.Murad’ın ölümünü(1389) fırsat bilerek, Osmanlıların Hamid-oğullarından satın almış oldukları yerleri işgâle kalktı ve aynı zamanda Anadolu’da Aydın, Saruhan, Menteşe ve Germiyan Beylerini de teşvik ederek, yeni bir ittifaka ön ayak oldu. Bunun üzerine Yıldırım Bâyezid süratle Anadolu’ya hareket ederek önce ittifakı dağıtmış, sonra Konya üzerine yürüyerek Alâüddin Ali Bey’ i Taş-eli’ ne sığınmak mecburiyetinde bırakmıştır. Bâyezid hemen hemen bütün Karaman şehirlerini zaptetmiş fakat aralarında kız kardeşi Melek Hatun’ un da bulunduğu elçilik heyetinin girişimleri ve Rumeli’deki durumun nezaketi icabi Karaman-ogluyla anlaşarak (1391), şehirlerini iade etmiş, iki devlet arasında Çarşamba Suyu hudut tayin edilmiştir.
1396 yılında Alâüddin Ali Bey, maiyetindeki oymakları Ankara ve Bursa taraflarına göndermiş, Anadolu Beylerbeyi Sarı Timurtaş Paşa’yı esir ederek Konya’ya getirmiştir. Bâyezid bu hadiseden sonra Karaman-oğulları Beyliğine son vermek için kuvvetli bir orduyla Karaman üzerine yürümüştür. Karaman-oğlunun Timurtaş Paşa’yı hapisten çıkararak bir elçilik heyeti ile Bâyezid’e göndermesi hiçbir fayda sağlamamış, Akçay’ da yapılan muharebeyi kaybeden Alâüddin Ali Bey, Konya’ya sığınmış fakat şehir halkı tarafından Bâyezid’e teslim edilmiştir. Bu Alaüddin Ali Bey'in sonu olmuş, Osmanlılar tarafından idam edilmek suretiyle öldürülmüştür. Bâyezid'in Konya'yı almasını müteakip iki oğlu Mehmed Bey ve Ali Bey ile anneleri Melek Hatun Lâren'de ye sığınmışlar, kısa süren direnmeden sonra Lârende de Bâyezid'e teslim edilmiştir. Bâyezid’in, şehzâdeleri Bursa’ya götürerek hapsettigi veya Karaman (Lârende) teslim olunca Mehmed Bey’ i, babasinin yerine tayin ettigi hususunda ihtilaf vardir. Fakat her ne şekilde olursa olsun bu yenilgi ile Karaman-oğulları Beyliği, büyük zaafa uğramış ve bütün şehirleri Bâyezid tarafından işgal edilerek, siyasi varlığına büyük ölçüde son verilmiş, Alâüddin Ali Bey de Yıldırım Bâyezid tarafından öldürtülmüştür. Bâyezid, Alâüddin Ali Beyi öldüreni de öldürtmüştür.
Nasirüddin Mehmed Bey (1398-1423): Bu durum da fazla devam etmemiş ve yaklaşik dört sene sonra,1402’de Ankara’da yapılan savaşta Bâyezid’in Timur’a mağlup olması üzerine, Karaman-oğulları yeniden siyaset sahnesinde görünmüşlerdir.
Bursa, Timurlular tarafından işgal edilince, Alâüddin Ali Bey’in oğulları Mehmed ve Ali Beyler hapisten çıkarılmış ve Karaman illeri onlara verildikten sonra Osmanlı arazisinden de Beypazarı, Sivrihisar, Kırşehir, Kayseri tarafları da verilmiştir. Karaman ülkesine Mehmed Bey hakim olurken, Ali Bey de kardeşine tabi olarak Nigde hakimi olmuştur. Mehmed Bey, Osmanlı şehzâdeleri mücadelesine de karışarak, bundan istifadeye çalışmıştır. Çelebi Mehmed’in müttefiki olan Germiyan hükümdarı Yakup Bey’ in arazisine tecavüz ederek, Kütahya ve havalisini işgal eyledikten sonra, Bursa’ ya kadar gelmiş ve şehre girip , tahrip etmiştir(1413). Fakat Hacı İvaz Paşa ‘nın müdâfaası karşısında şehri alamamıştır. Karaman-oğlu, Çelebi Mehmed’in, Musa Çelebi’ nin cenazesi ile gelmekte olduğunu duyunca, şehri ateşe vererek geri dönmüş, bunun üzerine Çelebi Mehmed, Karaman-oğullarının üzerine yürüyerek önce Kütahya’yı kurtarmış, Karaman-oğulları mağlup olarak dağıtılmıştır. Çelebi Mehmed, Timur tarafından Karaman-oğullarına verilmiş olan Akşehir, Beyşehir, Otluk Hisarı, Seydişehri’ni aldıktan sonra Konya’yı muhasara etmiş ise de alamamış ve Karaman-oğlu Mehmed Bey ile sulh yapmışlardır. Çelebi Mehmed, Canik tarafında iken Karaman-oğlunun tekrar Beyşehri ve Seydişehri’ne taarruz haberini alarak, harekete geçmişse de yolda hastalanmış ama Anadolu Beylerbeyi Bâyezid Paşa baskin düzenleyerek Karaman-oglu Mehmed Bey’i ve oglu Mustafa’yi esir etmiştir. Neticede Konya, Karamanlılar’a iade edilerek sulh yapılmıştır. Bundan sonra Çelebi Mehmed’ in ömrü hayatında Karaman-oğlunun taarruzu vaki olmamış ve Karaman-oğlu Mehmed Bey, Memlûk Sultanı’ nın himayesine girmiştir. Fakat Tarsus’un işgali hadisesine karışmasi, Memlűkler ile arasının açılmasına sebep olmuş ve Memlûk Sultanı Melik Müeyyed Şeyh, oğlu İbrahim komutasında, Karaman üzerine kuvvet sevk ederek Niğde, Konya Ereğlisi ve Lârende’yi zapt etmişlerdir. Karaman ülkesinin idaresi biraderi Ali Bey’ e tevdi edilmiş, Memlûk Sultanı Melik Müeyyed’in vefatı ile yerine geçen Seyfüddin Tatar, Karaman-oğlu Mehmed Bey’i serbest bırakarak, bir kısım Karaman memleketinin kendisine verilmesini emretmiştir. Mehmed Bey’ in oğlu İbrahim Bey de Osmanlıların yardımı ile Konya ve Lârende’yi ele geçirmiştir. Bunun neticesi olarak Ali Bey, Niğde’ye çekilmiş ve Mehmed Bey ikinci defa Karaman hükümdarı olmuştur. Mehmed Bey, başa geçer geçmez Osmanlılara cephe almış ve Hamid-oğlu Osman Bey ile ittifak ederek, Antalya’yı muhasara ettiği sırada bir top güllesinin kendisine isabet etmesiyle orada ölmüştür.
Tacüddin (Sarimüddin) İbrahim Bey(1423-1464):Mehmed Bey’ in ölümü üzerine Karaman tahtına oğlu İbrahim Bey geçmiştir. Osmanlıların yardımı ile amcasi Ali Bey’ i Nigde’ye çekilmeye mecbur eden Ibrahim Bey,daha sonra Osmanlılarla dostluğunu bozmuş ve Sırp Despotu aracılığı ile Macarlar’
İbrahim Bey, bu anlaşma ile bir müddet Osmanlılar’a karşı hiçbir harekette bulunmamış, 1442 yılında Mezid Bey’in Erdel’de, Hermanştad’da şehit düşmesi ile Osmanlılar aleyhine yapılan haçlı ittifakına Karaman-oğlu İbrahim Bey de girmiştir. Bizans imparatoru vasıtasıyla Macar Kralına müracaat ederek, haçlıları harbe teşvikle Osmanlıların Dulkadirliler ile anlaşarak ele geçirdikleri eski Karaman topraklarını istirdat edebileceğini tahmin ediyordu.
Gönderdiği kuvvetler Ankara ve Kütahya taraflarını tahrip ettiler. II. Murad süratle hareket ederek, bunların geri çekilmesini sağlamış fakat Osmanlıların tekrar haçlılara karşı koymak için Avrupa’ya dönmesi üzerine bir defa daha Karaman askeri, Osmanlı topraklarına hücum etmiş ve İbrahim Bey ‘in bu son hareketi, aleyhinde bir cereyanın uyanmasına sebep olmuştur. II. Murad, İslam alimlerine müracaat ederek, Karaman-oğlu İbrahim Bey hakkında fetva istedi. Hem Rumelideki haçlı ittifakı ve hem de Anadolu’daki Karaman-oğlu ile aynı anda uğraşmaktan bunalan Sultan Murad 1444 Temmuzunda haçlılar ile Segedin muahedesini imzalamaya mecbur kalmıştır. Sultan Murad, muahedeyi müteakip bütün hıncı ile Karaman’a bir intikam seferi tertip etmiş ve Ibrahim Bey’ in yaptığının kat kat acısını çıkarmıştır. Müşkül duruma düşen Ibrahim Bey, zevcesini ve veziri Server Ağa’ yı sulh akdi için göndermiş ve Ibrahim Bey, ‘Sevgend-nâme’ (ahid-nâme) vermeye mecbur kalarak, Sultan Murad’ın ağır şartlarını kabul etmiştir. Bu sevgend-nâmeden anlaşıldığına göre, bu sıralarda II. Murad tahtı, oğlu Mehmed’e bırakmıştır.
İbrahim Bey yeminine sadık kalarak, Varna savaşinda ve II. Kosova savaşinda Osmanlı ordusuna yardımcı kuvvetler göndermiş, yine 1448 yılında Kıbrıslıların elinde bulunan Gorigos'u zapt etmiştir.
1451'de II. Murad ölüp, yerine oğlu II. Mehmed'in hükümdar olması İbrahim Bey'i ümitlendirmiş, Aydın ve Menteşe hükümdar ailelerini tahrik edip, kendisi de Antalya'yı zaptetmek üzere, o tarafa gitmiştir. Fakat Sultan II. Mehmed'in Karaman üzerine yürümesi onu tekrar barış istemeye mecbur etmiştir. İbrahim Bey bu muahedeyi yapmasına rağmen, Osmanlıdan intikam almak hırsını yenememiş ve Venediklilerle Osmanlılar aleyhine bir ittifak tesisi için uğraşmıştır.1453 yılında Venedikliler ile bir ticaret anlaşması imzalanmıştır ve burada zikredilen ortak düşman Osmanlı'dır. İbrahim Beyin 1456 yılında Tarsus, Adana ve Gülek taraflarını ele geçirme teşebbüsü üzerine Memlûkler, bir ordu göndererek, Karaman ülkesini tahrip etmiştir.
İbrahim Bey, muahede mucibince II. Mehmed'in Kastamonu ve Trabzon seferlerine (1461), oğlu kumandasında asker yollamış ve İsfendiyaroğlu Kızıl Ahmed'in ilticasını kabul etmemiştir.
İbrahim Bey, büyük oğlu İshak'ı anneleri Osmanlı sultanı olan diğer oğullarına tercih etmiş ve daha saglıgında oğullarının taht mücadelesine girişmelerine şahit olmuştur. Nitekim Fatih'in halasının oğlu Pir Ahmed, ağabeyi İshak Bey'in Silifke ve İçel bölgesine hakim olması üzerine kardeşleri ile iş birligi yaparak ve Konya eşrafiyla da anlaşarak Konya'da hükümdarlığını ilan etmiştir. Bunun üzerine İbrahim Bey, oğlu İshak Beyle Gevele Kalesine sığınmışlar ise de çok geçmeden (1464) burada vefat etmiştir. (Cenazesi Lârende'ye taşınarak burada yaptırdığı imaret-haneye defnedilmiştir).
Fetret Devri (1464-1502): İbrahim Bey'in vefatından sonra, kardeşlerine mukavemet edemeyeceğini anlayan İshak Bey, Silifke'ye çekilerek burada Memlûk Sultanı ile münasebete girmesine ve onun da yardım vaadinde bulunmasına rağmen, Ak-koyunlu hükümdarı Uzun Hasan Bey'in yanına iltica etmiştir, oradan aldığı kuvvetlerle gelerek Karaman Beyliğini tekrar ele geçirince, Pir Ahmed Bey, Osmanlı Hükümdarı Fatih Sultan Mehmed'e iltica etti. Uzun Hasan'ın askerleri Karaman ülkelerinde her girdikleri yeri tahrip etmiş, soymuş ve yağma etmişlerdi, bu da halkın İshak Beyden nefret etmesine sebebiyet vermiştir. Uzun Hasan, buradan ayrılırken bir kısım kuvveti Kızıl Ahmed Bey'le beraber Karaman ülkesinde bırakmıştır. Karaman Beyliğini elde etmiş olmasına rağmen İshak Bey, Osmanlı hükümdarı Fatih Sultan Mehmed'in, kardeşi Pir Ahmed'e yardım edeceğini anlayınca, Osmanlı hükümdarına Yakup-oğlu Ahmed Çelebi'yi göndererek, Karaman memleketi hakkında pazarlığa girişmiştir. Fatih'in "Çarşamba suyu sınır olsun. Ötesi senin ve berisi bizim olsun. Biz dahi senin kardeşini koyuvermeyelim" cevabını vermesi üzerine, İshak Bey, Uzun Hasan'a da güvenerek muvafık cevap vermediğinden Fatih, Pir Ahmed'e yardım ederek, Karaman'a bir ordu göndermiştir. İshak Bey, mağlup olarak Silifke'ye çekilmiş ve ailesini orada bırakarak, yardım temin etmek için Uzun Hasan'ın yanına gitmiş, fakat çok geçmeden 1466 yılında, orada vefat etmiştir.
Silifke kalesinden gayri yerler, Pir Ahmed'in eline geçmiş ve bu suretle birkaç sene, Osmanli Devleti'nin himayesinde hükümdarlik etmiş, anlaşma icabi Akşehir, Beyşehir, Ilgın'ı Osmanlılar'a terk etmiştir. Pir Ahmed, bu defa kardeşi Kasim Bey ile ugraşmak mecburiyetinde kalarak, Osmanlilarin yardımı ile, Ermenek muharebesinde Kasım Bey'i mağlup etmiş, bu suretle durumun düzelmesine ve Osmanlılarla olan anlaşmasina ragmen Ak-koyunlu ve Venedikliler ile ittifak etmekten çekinmeyerek, Osmanlılar'ı kızdırmıştır. Fatih Sultan Mehmed kumandasındaki ordu, Karaman ülkesine girmiş ve Konya'yı almış, Pir Ahmed, Lârende önünde Sadrazam Mahmud Paşa'ya yenilerek, Tarsus taraflarına kaçmış ve Karaman Vilâyeti Fatih'in oğlu Şehzâde Mustafa'ya verilmiştir. Neşrî, Pir Ahmed'in kaçmasına ve ele geçirilememesine Mahmud Paşa'nın sebeb oldugunu, ancak peşlerinden giden Mahmud Paşa'nın Turgutogullarını (Karaman-oğullarının en büyük yardımcılarındandır) kovalayarak, bunları dağıttığını söyler. Bundan sonra Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmed, Karaman ve Konya halkının İstanbul'a sürülmesini, Mahmud Paşa'ya emretmiştir. Mahmud Paşa, Karamanlılardan bir kısmını yerlerinde bırakıp, sanat erbabını İstanbul'a sevk etmiştir. Fakat Rum Mehmed Paşa, Mahmud Paşa'yi padişaha şikayet ederek, sürgün esnasında haksızlık yaptığını, zenginleri koyup, fakirleri sürdügünü söylemiş, bunun üzerine Mahmud Paşa azledilerek, yerine Rum Mehmed Paşa getirilmiş ve bu Paşa, Karaman ve Konya halkına büyük zulümler yaparak, pek çok aileyi sürmüştür.
Fakat Osmanlı kuvvetleri çekilir-çekilmez, Pir Ahmed ile kardeşi Kasım Bey, Konya üzerine yürümüşler, ancak Konya'nın (Ahmedek) mukavemeti üzerine Ereğli, Aksaray, Develü ve Niğde gibi eski Karaman memleketlerini zapt etmişlerdir. Tamir faaliyetlerinde bulunmak üzere Ereğli ve Lârende'ye giden Rum Mehmed Paşa, halkın da desteklediği Pir Ahmed'in hücumuna uğramış ve Varsaklara karşı giriştiği bir harekâtta da, Varsak Beği Ulaş-oğlu Hasan Beğ'e mağlup olmuştur. Bununla beraber 1471 yılında Osmanlılar, Karaman memleketlerini yeniden ele geçirmeye başlamışlar, nitekim Pir Ahmed, Mut civarinda Ishak ve Gedik Ahmed Paşa emrindeki Osmanlı ordusuna maglup olmuş, kendisi ile beraber hareket eden kardeşi Karaman, Fatih'e teslim olmuştur. Bu son hadiseyi müteakip, Aksaray ahalisi de İstanbul'a sürülmüştür(1471). Ertesi sene Gedik Ahmed Paşa, Alaiye'yi zaptederek, Ishak Bey'in zevcesi ile oglunu esir etmiş, Silifke kalesini, Mokan (=Mervan) hisarini ve Gorigos'u almıştır. Bura halkları da İstanbul'a veya Rumeli'ne sürgün gönderilmiştir . Karaman Beyliğinin yok olmağa yüz tutması üzerine Uzun Hasan'ın ve Venediklilerin teşebbüsleri, Osmanlilar tarafından bertaraf edilmiştir.
1473 Otluk-beli zaferinden sonra, Karaman illerini yeniden zaptetmekle görevlendirilen Gedik Ahmed Paşa, Pir Ahmed'i, Lârende civarinda maglub ederek, Ermenek'i zaptetmiş, Pir Ahmed ailesi ve hazinesi ile Menan kalesine sığındı ise de, yakalanarak surlardan aşağı atılmıştır. Silifke'nin Gedik Ahmed Paşa'ya, Develi Karahisar'in da Konya valisi Şehzâde Mustafa'ya teslim olmasıyla(1474), Karaman-oğullarının bütün şehir ve kaleleri, Osmanlıların eline geçmiştir. Bu sırada vefat eden Şehzâde Mustafa'nin yerine, Konya valiligine Şehzâde Cem tayin edilmiştir.
Şehzâde Cem, Karaman Beyleri ile dostluk kurmuş ve 1481'de Fatih'in ölüp, yerine II. Bâyezid'in hükümdar olması esnasında cereyan eden, Bâyezid-Cem taht mücadelesinde, Karaman-oğlu Kasım Bey Cem'in yanında yer almış, Cem'in Mısır'a gitmesinden sonra Kasım Bey, Konya'yı almak maksadı ile Karaman Beylerbeyi Hadım Ali Paşa'nın kuvvetlerini Pervane sahrasında mağlup etmiş fakat, Gedik Ahmed Paşa'nın yetişmesiyle Silifke'ye çekilmiştir. Bunun üzerine tekrar Cem Sultan ile irtibata geçen Kasım Bey, onu Anadolu'ya davet etmiş, 1482'de Cem ile Kasım Bey, Konya’yı muhasara etmelerine rağmen, bir netice elde edememişlerdir. Cem Sultan'ın Rodos'a ilticasından sonra Kasım Bey, Bâyezid ile uyuşmuş ve yaptığı bir anlaşma gereğince Osmanlıların himayesinde, vefatına kadar İçel taraflarında hüküm sürmüştür.
14. Yüzyılın başlarında henüz Konya'yı başkent yapabilecek kadar güçlü olmadıkları dönemlerde Karaman-oğulları Beyliği’nin merkezi olan Lârende; bu hanedân mensupları ve bilhassa Karaman-oğlu II. İbrahim Bey tarafından gerçekleştirilen büyük bir imâr faaliyetine sahne olmuş ve bu faaliyetler neticesinde meydana getirilen âbideler, şehrin fizikî yönden gelişmesini saglamiştir. Karamanlılar döneminde, Horasan’dan gelip bu bölgeye yerleşen âlim, şeyh, derviş ve sanatkarların şehrin kültürel ve fizikî kalkınmasında üstlenmiş olduklari rolü de belirtmek gerekir.